Ekonomistler Serisi Bölüm 1: Adam Smith

Adam Smith, 1723 yılında İskoçya’da doğan bir filozoftur. Ancak kendisinin ekonomi açıklamaları sayesinde günümüzde ekonomistler, ekonomi okurları onu daha çok ekonomi alanından tanırlar. Smith, 14 yaşındayken Glasgow Üniversitesi’ne girdi. Burada ahlak felsefesi derslerini alarak İskoç Aydınlanmasının öncülerinden etkilendi. Daha sonrasında Oxford’da eğitimini sürdürdü. 1751’de Glasgow Üniversitesi’nde mantık profesörü olarak atandı. 1752’de de ahlak profesörü unvanını aldı. Yani anlayacağınız Adam Smith hayatı boyunca hiç ekonomi eğitimi almamış ve üniversitede ekonomi dersi anlatmamıştır. 1776’da başyapıtı olan Ulusların Zenginliği (The Wealth of Nations) adlı kitabını yayımladı. Bu kitabın konusu genel olarak ekonomik büyüme ve ekonomi yönetimidir. Bu kitap sayesinde Smith’ten sonra gelen ekonomistler Smith’in bu kitapta yazdıklarından etkilenmişlerdir. Haliyle Adam Smith ekonominin babası olarak kabul edilmektedir. Smith 1790 yılında vefat etti. Smith’in Ulusların Zenginliği adlı kitabında açıkladığı görünmez el, kartel, işbölümü, devletin rolü kısımlarını incelemekte fayda var.

  Görünmez El

Adam Smith’e göre bir ekonomide en iyi sonucu veren şey devlet iktisadi planlaması değil kişilerin kendi çıkarlarını belirlediği bireysel tercihlerdir. Bu anlayış sayesinde Smith, serbest piyasa mekanizmasının kurulmasını sağlıyor. Bu kavramı anlatmak için kitabının bir bölümünde şunu söylüyor:” Yemeğimizi kasabın, biracının ya da fırıncının iyilikseverliğinden değil, kendi çıkarlarını düşünmelerinden bekleriz.”. Smith burada bireylerin tamamen bencil olduklarını belirtmiyor. Kişiler kendi çıkarlarını hesaplayıp tercihlerde bulunurken aslında aynı zamanda toplumun da iyiliğini düşünmektedir. Bir ekonomide hangi alanda gelecek var ise bu yatırımlar o alana kayacaktır ve bu durumda işçilerde kendilerinin  en yüksek ücret alacağı sektörlerde çalışmak isteyeceklerdir. Bu durum toplumun iyiliğinedir. Çünkü tam rekabet ortamında şirketler ve kişiler kendi çıkarlarını düşünürken topluma da hizmet olmuş olurlar. Rekabet ortamı varsa fiyatlar düşecektir ve tüketiciler bu düşük fiyattan yararlanacaktır.

Görünmez eli açıklamamız gerekirse Edmund Conway’in yazdığı “50 Ekonomi Fikri” adlı kitabından bir örneği gösterebiliriz. Buna göre Thomas bir ampul tasarlamıştır ve bu ampül piyasada bulunanlardan daha kalitelidir. Bunu zengin veya ünlü olmak için yapmış olabilir. Bu ampul sayesinde ekonomide yeni istihdam oluşacaktır ve insanlar ampul sayesinde hayatlarını kolaylaştıracaktır. Daha sonra Thomas’ın ampul ürettiğini ve para kazandığını gören diğer üreticiler bu sektöre girerek rekabet etmeye başlamıştır. Onların amacı daha kaliteli bir ampul üreterek daha çok para kazanmaktır. Bu sefer de Thomas ürettiği ampullerin satış fiyatını düşürerek piyasaya yeni giren rakiplerinden daha fazla satacaktır. Bu sayede toplumdaki insanlar daha ucuz ampul alabileceklerdir. Burada gerçekleşen her aşamada kişisel çıkar vardır ancak sonuç herkes için yararlı olmuştur.

Böylece Smith’in düşüncesi “laissez faire”(bırakınız yapsınlar) ekonomi anlayışını geliştirmiştir. Smith, ekonomi alanında liberalizmin öncülerinden olmuştur.

  Kartelleşme

Smith, serbest piyasanın çalışabilmesi için kartelleşmenin olmaması gerektiğini söyler. Bir sektörde firmalar arzı kısarak sektörü ele geçirmeye çalışıp bir kartelleşme örneği sergileyebilir. Şirketlerin fiyatları özgürce kendilerinin belirlemesine izin verilmemelidir. Bu durumda tam rekabet ortamı bozulacağından görünmez el kavramı çalışmayacaktır. Günümüzde devletler piyasayı korumak ve rekabetin bozulmaması için bu alanı denetlemektedir. Bunun için devletler kanunlar ve kurumlar oluşturmuşlardır. Smith, piyasanın dengeye oturabilmesi için devlet müdahalesinin gerekli olmadığını vurgular. Eğer tam rekabet ortamı varsa fiyatlar kendi kendine, müdahaleye yer olmadan dengeye oturacaktır.

  İş bölümü

Smith, kitabının bu bölümünde iş bölümünün üretimi nasıl artırdığını toplu iğne üretimiyle örneklendirmeye çalışır. Smith’e göre bir kişi on aşaması olan bir iğneden günde 10 tane üretmektedir, halbuki her aşamayı yalnızca bir kişi yapsa yani 10 kişi çalışırsa günde üretilen iğne sayısı çok daha fazla olacaktır. Böylece üretim hızını artırarak, zamandan tasarruf ederek ekonomiler daha fazla üretimde bulunabilmektedir. Yani verimlilik artmaktadır. Ayrıca bu sayede her işçi kendi bölümünde ustalaşacaktır.

  Devletin Ekonomideki Rolü

Smith, devletin ekonomiye olan müdahalesine karşıydı. Ona göre bir devletin 3 görevi vardır. Bunlar; milli savunmayı sağlayarak ülkeyi korumak, iç güvenliği sağlayarak toplumda huzuru oluşturmak, özel şirketler tarafından görülmesi mümkün olmayan kamu hizmetlerini topluma sunmak. Daha önce de belirttiğimiz gibi devlet piyasaya müdahale ederek piyasanın dengeye oturmasını sağlayamaz. Devlet vergileri toplumdan adaletli bir şekilde toplamalıdır. Smith’e göre bireyler gelirleri oranında devlete vergi ödemesi gerekir. Devlet topladığı bu vergileri ekonominin büyümesi için kullanmalıdır. Ancak Smith’e göre yol gibi altyapı hizmetlerinden faydalananlar bu yolun maliyetine katkıda bulunmalılardır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: