David Ricardo Kimdir?

Bu yazımızda David Ricardo’yu kısaca tanıtacağız ve öne sürdüğü kuramlar arasından en önemli olan “Mukayeseli Üstünlük Kuramı”nı açıklamaya çalışacağız.

David Ricardo Kimdir?

David Ricardo 1772 yılında Londra’da dünyaya geldi. Ailenin on yedi çocuğunun üçüncüsüydü. Babası ise zamanında Amsterdam’dan İngiltere’ye göç etmiş bir Yahudiydi. Aynı zamanda kendisi başarılı bir borsacıydı.

David Ricardo borsayla babasının onu 14 yaşından itibaren Londra Borsası’na götürmeye başlamasıyla tanıştı. Kısa zamanda kendini eğiten Ricardo borsada hesap açtırıp işlemler yapmaya başladı. Öldüğünde arkasında günümüzün parasıyla yaklaşık 50 milyon sterlinlik bir servet bıraktı.

1819 yılında İrlanda’nın bir bölgesi olan Portarlington’ı temsil etmek üzere parlamento üyesi olarak Avam Kamarası’na girdi.

Ekonomiyle Tanışması

David Ricardo’ya ekonomist dememiz biraz zor. Çünkü kendisi herhangi bir ekonomi eğitimi almamıştır. Ekonominin belli konularında kendi görüşlerini ileri sürerek kuramlar yarattı. Bu kuramlardan en ünlüsü de “Mukayeseli Üstünlük” kuramıydı.

1799 yılında Adam Smith’in yazdığı “Milletlerin Zenginliği” kitabı okuyunca ekonomiyle tanışmış oldu. Bu eserden baya etkilendi ve Adam Smith’in büyük hayranı haline geldi.

Ricardo’nun en önemli eseri 1817 yılında kaleme aldığı “Politik İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri”dir.

Mukayeseli Üstünlük Kuramı

David Ricardo uluslararası ticarette yapılan kısıtlamalara karşıydı. Kendisi serbest ticaretin savunucusuydu.

Ona göre serbest ticaret hem malların fiyatlarını düşürecek hem de ülkelerin en iyi oldukları şeyde uzmanlaşmasını ve zenginleşmesini sağlayacaktır.

Ricardo ülkelerden biri hiçbir ürünü rakip ülkeden daha iyi üretemiyor olsa bile, iki ülkenin birbirleriyle ticaret yapmasının kazançlı olduğunu ileri sürmüştür. Kendisi bu kurama örnek olarak kumaş-şarap ve Portekiz-İngiltere ikililerini kullanmıştır.

 Örneğin X ülkesi A ve B mallarını üretmede Y ülkesine göre daha avantajlı olsun. Bu durumda X ülkesi bu iki malı da üretmeye devam etmeli ve bunu ihraç ederek zenginleşmelidir. Ancak mukayeseli üstünlüğe göre bir ülke hangi üründe daha verimsizse ondan vazgeçmeli, daha verimli oldukları ürünü üretmelidir.

 Bu durumda X ülkesi A malını üretmede B malına göre daha verimliyse B malını üretmeyi bırakmalı ve A malını üretmeye odaklanmalıdır. Yeni oluşan şekle göre de X ülkesi A malını Y ülkesine ihraç etmeli, Y ülkesi de B malını X ülkesine ihraç etmelidir. Bu durumda üretilen toplam mal miktarı artacak ve ülkelerin refah seviyesi yükselecektir.

Kurama Yöneltilen Eleştiriler

Bu kuramı eleştiren ekonomistler, bu modelin sadece hiçbir aksama veya teknolojik ilerlemenin olmadığı bir yerde, aralarında iki ürünün ticaretini yapan iki ülke için işlediğini söylemektedirler.

Aynı zamanda bir ülke hangi malı üretmede iyiyse o malın üretimine odaklanacağından üretilmeyen diğer malların iş kollarının büyük zarara uğrayacağını savunmuşlardır. Diğer bir deyişle uzmanlaşılmayan malların üretiminde görev alan işçiler işsiz kalabilir. Ayrıca bu malların ithalatla tedarik edilmesi halinde büyük cari açıklar meydana gelebilir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: